Genel Bakış
MÖ 300 civarında, Büyük İskender'in generallerinden biri olan I. Seleukos Nikator tarafından kurulan Antakya, hızla antik dünyanın en büyük ve en kozmopolit şehirlerinden biri haline geldi. Asi Nehri üzerinde, Akdeniz'i Mezopotamya'ya bağlayan önemli ticaret yollarının kavşağında yer alan şehir, önce Seleukos İmparatorluğu'nun başkenti, daha sonra da Doğu'daki Roma yönetiminin merkezi oldu.
Roma yönetimi altında Antakya'nın nüfusunun 500.000'e ulaştığı tahmin edilmektedir; bu, onu Roma ve İskenderiye'den sonra imparatorluğun üçüncü büyük şehri yapmaktaydı. Şehir, antik dünyanın en erken örneklerinden biri olan sütunlu ana caddesi, araba yarışları için hipodromu ve şehrin eteklerindeki Defne (Harbiye) zevk bahçeleriyle ünlüydü.
"Antakya, Suriye'nin metropolü olan, büyük ölçekli ve nüfuslu bir şehirdir."
— Strabon, yaklaşık MÖ 7 - MS 23
Antakya, Hristiyanlık tarihinde de kilit bir yere sahiptir. Elçilerin İşleri'ne göre, İsa'nın takipçilerine ilk kez burada "Hristiyanlar" denmiştir. Şehir, erken kilisenin beş orijinal patrikliğinden birinin merkezi haline gelmiş ve buradaki teoloji okulu yüzyıllar boyunca Hristiyan doktrinini şekillendirmiştir.
Hatay Arkeoloji Müzesi, Antakya ve onun banliyösü Defne'deki villalardan kurtarılan, dünyanın en iyi Roma dönemi taban mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Mitolojik sahneleri, av partilerini ve günlük yaşamı betimleyen bu mozaikler, antik resim sanatının başyapıtlarıdır.

Antakya - 2011-04-10 | Maarten Sepp (CC BY-SA 4.0)

